Ben, Robot
Isaac Isomov’un
baş yapıtlarından sayılan “Ben, Robot” ile distopik teknoloji kitaplarını
okumaya başladığımda rast geldim. Kitaba başlamadan önceki beklentim bir
senaryo üzerine dünya kurgusunun nasıl değişebileceğiydi aynen klasik bilim
kurgu kitaplarında olduğu gibi. Isaac Isomov’un kendine has yarattığı ve hatta
Robot Bilimi olarak bahsedilen ve kendisinden sonra yazılan Bilim Kurgu
kitaplarındaki felsefeye öncülük etmiş olduğu bir Robot düzeni bulunmakta ve
kitabını bu felsefeye eşlik eden öykülerden oluşturuyor. Bu öyküler, insanların
dünyada süregelen teknolojik gelişmelere karşı kaygılarından bahsetse de asıl
odak yaratılan düzenin işleyişi ve durumsal olarak meydana gelen olayların
nasıl çözüme ulaştığı üzerine oluyor.
Ben, Robot ile
kurgulanan robot dünyasında teknolojinin insan hayatını maksimum düzeyde
kolaylaştırırken, aslında herkesin kafasını karıştıran “ya Robotlar bize zarar
verirse” ya da “Robotlar insanların yerini tamamen alabilir mi” gibi soruları
silmek adına koyduğu üç temel robot kanunu vardır. İlk kural şudur; “Robotlar,
insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz
yumamaz.” Bu kuralın kitapta da
özellikle vurgulanan önemi robotların asla insanlara zarar veremeyeceği ve
insanların kendi ellerinde dahi olsa onlara zarar gelebilecek bir olaya izin
vermeyecekleri.
Robot kanunun ikinci kuralı, “Robotlar, Birinci Kanun’la çakışmadığı
sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.” ile de
robotların insanların köleleri olmaları sağlanıyor, bu da robotların özgür
karar vermelerine engel olacak sistem olarak görünüyor.
Robot döneminde aslında insanların da çok farkında oldukları bir gerçek
var, robotlar insanlardan daha güçlü ve birinci kural olmaksızın insanların
isteklerini yerine getirmeleri için mantıklı bir sebep yok, insanlar unutkan,
yemek yemeğe ve oksijene bağımlı ve çok çalıştıklarında yoruluyorlar. Esasen
robotlar kendilerinden daha aciz varlıklara itaat etmek durumundalar.
Son kural “Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun’la çakışmadığı
sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır” ise robotları kısmen koruyan
tek kural J. Zaten bu da
aslında insanların yararına olarak görünebilir, yeniden robot yapma masrafından
kaçmak gibi..
Robotların sürekli karar vermelerini etkileyen bu üç kural ile
uğraşıldığında da aslında bunların birbirleriyle çelişebileceği ortaya çıkıyor,
bunun sonucunda ise robot psikolojisi alanının yolu açılıyor J
Isomov’un kendine has anlatım tarzı ile bu üç kural çevresinde dönen traji-komik
olaylar klasik bilimkurgu hikayelerden çok farklı ve eğlenceli. Özellikle kişi
veya kişiler üzerinden devam etmemesi de olaylara geniş çerçeveden bakış açısı
sunuyor. Hikayelerde karamsarlık yok, absürt olayların bulmaca gibi çözülmesi
anlatımı akıcılaştırmış. Geç kaldığım Isomov okumalarını acil hızlandırmam
gerekiyor…