Merhabalar, ben Kübra.
Kitapları ve kitap okumayı çok seviyorum. Kitaplar benim yol arkadaşlarım ve bazen de çıktığım yolculuklardır. Küçüklüğümden beri her türlü alanda kaliteli olduğuna inandığım kitapları okurum. Okuyup genelde de olumlu düşüncelere sahip olduğum kitaplar ile ilgili yorumlarımı mümkün olduğunca spoilera bulaşmadan yazıyorum. Yazma amacım okuduğum kitapları unutmamak iken bir taraftan da ne okusam diye düşünen arkadaşlarıma fikir olmaya evrildi. Kenara köşeye de ruha gıda kendi çektiğim fotoğrafları serpiştirdim, umarım keyif alırsınız.

Mutlu okumalar!

23 Ocak 2015 Cuma

Bir Ankara yazarı Barış Bıçakçı

Bir Ankara yazarı Barış Bıçakçı…


"bu dünyada hiçbir şey göründüğü hatta yaşandığı gibi değil, her şey hatırlandığı gibi!"


Barış bıçakçının kitaplarına başladığınızda eğer dikkatli bir okuyucu değilseniz, benim gibi, önce bir uçuyorsunuz, dağılıyorsunuz. Sanki kitaba yarıdan başlamış hissiyatı uyandırıyor. Daha sonra bir anda ne olduğunu şaşırtacak sizin olaya dâhil olacağınız an geliyor ve dumur oluyorsunuz bir anda. Sonra hadi kitabı baştan okumaya.  İstisnasız Barış Bıçakçının okuduğum her kitabında bu duyguyu yaşadım. Sonra okudukça olaylar belli belirsiz bağlanıyor ve bunu yapabilen sanki bir tek siz varmışcasına seviniyorsunuz.

Bıçakçı karakterlerine gelecek olursak genel olarak içine kapanık ve karamsar denilebilir.  Bu tanıma uymayan tek kitap yazarın ilk göz ağrısı “herkes herkesle dostmuş gibi” dir. Çünkü bu kitapta karakter değil karakterler dizisi bulunur. Tarz olarak da çok farklıdır aslında. Kitapta karakter ya da olay örgüsü yerine ilişkiler var. Evet, sadece bağlantılar yönetiyor kitabı. Diyaloglar ve konuşmalar, herkesten genel geçer ve herkesin sizin gibi konuşmalar. Çok derinine inersem sürprizi bozarım diye korktuğumdan çok açıklama yapmıyorum J

Ve Bıçakçının beni kendisine hayran bırakan kitabı, film uyarlaması da bulunan, fakat kitabı okuyun önce,  “ bizim büyük çaresizliğimiz”dir. Kitabı okurken deyim yerindeyse serinliyor insan, su gibi rahatlatan bir kitap bu.  Eğer ki okurken kendinizden bir şeyler buluyorsanız ne mutlu size. Nefis bir dostluk hikâyesidir çünkü aşktan ziyade. Birbirine kardeşten yakın ve birbirini belki kendisinden iyi tanımış dostları anlatır. Öyle ki bu arkadaşların arasına aşk bile giremez, hatta girmeye cüret dahi edemez. Bunu okurken öyle iyi anlarsınız, olay akışı içerisinde bu beklentiye bile girilmez. Yine fazla detaya inmeden bu kitabı mutlaka okuyun hatta ilk bu kitabını okuyun hatta filmini izlemeden okuyun pişman olmazsınız demek istiyorum.

Bu kitaptan sonra hangi kitabını okursanız net söylemem gerekirse sizi o kadar tatmin etmez. Yine de Bıçakçının diğer okumaya değer kitabı “Sinek Isırıklarının Müellifi” dir. Bu kitabı bir cümle ile açıklamak gerekirse; bir toplu konut psiko-draması denilebilir. Bıçakçı bu kitabında duvarlar ardındaki yalnızlığa çok güzel değinmiştir. Başkarakterin içinde yaşadığı o klasik tükenmişlik sendromu okuyucuya başarılı bir şekilde empoze edilmiş. Yine başı olmadığı gibi hikâyenin sonu da yok, fakat olay sırasının bir sürpriz yapmaması açısından okuması en kolay kitaplarından yazarın.
Yazarın bir diğer değişik (bu tanımı çok sık yapıyor olabilirim, bunu yazdığımda genelde klasik değil demek istiyorum) tarzda yazılmış kitabı “bir süre yere paralel gittikten sonra”dır. Kitapta olay sırası yok J karışıkmış gibi, fakat bu özenle ve bilerek yapılmış. Hikayeye bir Bıçakçı klasiği olarak dan diye birdenbire ortadan giriyorsunuz, karakter tahlili yapmadan hikayeye karışıyorsunuz. Fakat başta bir hikâye var mı oda belirsiz. Çünkü yine bir Bıçakçı tarzı olarak kitap öykülerden oluşuyor. Yani kitabı okumaya başladığınızda belli başlı kararlar vermeniz gerekiyor; bu okuduğum roman mı yoksa birbirinden ayrı öyküler mi?  Lakin yine kitabı ortalayınca fark ediyorsunuz ki bu öykü dizileri aslında bir hikayenin içerisinden kopup gelmiş anılar. Bunun dışında karakterler yine depresif ve içine kapanık. Güncel bir sorun memnuniyetsizlik, yalnızlık, tatminsizlik işlenmiş fakat öyküdeki karakterlerin özel olarak sorunları nedir anlaşılmıyor. Ne var ki bu bir Barışçı taktiği.

Geldik benim ilk okuduğum kitabına ; “aramızdaki en kısa mesafe”. Barış Bıçakçı’nın bu kitabını bana çok sevdiğim bir arkadaşım 'Kübra sen bayılırsın çok ilginç çocuk hikâyeleri anlatılıyor ama çocuklar büyük gibi' diyerek önerdiği kitaptı bu. Tabi ben kitabı alıp okuyana kadar bu sözleri unutup yine bir şaşkınlıkla karışık sempati duymuştum yazara. Evet, arkadaşımın da bahsettiği gibi kitaptaki öyküler birbirinden güçlü çocuk-ergen geçişlerini anlatıyor. Bütün öykülerde insanda biraz rahatsızlık uyandıracak ayrıntılar bırakmış Bıçakçı bilmiyorum istemli veya istemsiz. Dolayısıyla öyküleri bacaksıza bak sen diyerek biraz da çocuklara üzülerek bitiriyorsunuz. Yine de bence yazarın başarı sıralamasında bu kitap üçüncüdür.

Bunların dışında kalan “Veciz sözler” ve “Baharda yine geliriz” bende çok fazla iz bırakmamış maalesef. Sadece Veciz sözleri okurken alışkın olmadığım Bıçakçı aforizmaları beni rahatsız etmişti. Tarzının dışına çıkmış bu yönden lakin karakterler ve akış sadeliği aynı denilebilir.
Son olarak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim; belki de beni Barış Bıçakçı ya bağlayan tek gerçek öykülerin Ankara da geçmesidir J  

Kitapları yayım sırasıyla;
Herkes Herkesle Dostmuş Gibi
Veciz Sözler
Aramızdaki En Kısa Mesafe
Bizim Büyük Çaresizliğimiz
Baharda Yine Geliriz
Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra
Sinek Isırıklarının Müellifi


Otostopçunun galaksi rehberi (The Hitchhiker's Guide to the Galaxy)

Otostopçunun galaksi rehberi (The Hitchhiker's Guide to the Galaxy)


Otostopçunun galaksi rehberi ünlü bilim-kurgu yazarı, Douglas Noel Adams, tarafından beş kitaplık seri şeklinde yayımlanmış bir dizidir. Serinin kitapları sırasıyla şu şekildedir; 

  • Otostopçunun Galaksi Rehberi (The Hitchhiker's Guide to the Galaxy)
  • Evrenin Sonundaki Restoran (The Restaurant at the End of the Universe)
  • Hayat, Evren ve Her Şey (Life, the Universe and Everything)
  • Elveda ve Bütün O Balıklar İçin Teşekkürler (So Long, and Thanks for All the Fish)
  • Çoğunlukla Zararsız (Mostly Harmless)


Gelmiş geçmiş şimdiye kadar yazılmış en iyi bilim fantezisidir bu kitap bence. Aksiyon- bilimkurgu romanı olmasından öte kitaplarında Adams birçok fantezi romanının aksine birçok fizik teorisini yerinde kullanarak günlük akışa çok güzel bir şekilde oturtmayı başarmış. Kitapta bahsedilen evren sıra dışı olmaktan öte beklenen geleceği yansıtıyor. İnsanların kafalarındaki "uzaylı" kalıbını başarıyla yıkıyor ve evrenin insanlara özgü olma olgusunu çok güzel ti ye alıyor. Bunun dışında alakasız gibi görülen bağlantısız gibi anlatılan olayların yine alakasız olabilecek şekilde birleştirilmesi romanı çok eğlenceli bir hale getiriyor.  Kitapta en iyi anlatılan karakterler saf dünyalı Arthur Dent, mutsuz hiper zeki robot Marvin ve galaksi otostopçusu rehber yazarı Ford Prefect. Arthur dışında yaşayan diğer dünyalı Trillian (Tricia) ve  çılgın galaksi yöneticisi Zaphod Beeblebrox  anlatım sırasında yan karakter olarak kalmış gibi duruyor.

Dizi sırasıyla gidilirse, serinin ilk ve en başarılı kitabı Otostopçunun galaksi rehberidir denilebilir. Karakter tanıtımları, olay dizisi ve kurgu çok güzel oturtulmuş. Dünyanın başına gelen trajikomik bir yıkım hikayesiyle başlayan olay örgüsü içerisinde şimdi ne olacak diye düşünürken bir bakarsınız sayfalar boyunca Arthur sadece düzgün İngiliz çayı içemediği için "Allah kahretsin" çok mutsuzdur :) Yani o kadar fantastik olayların içerisinde olay bir anda çok basit bir havlu temizleme meselesine döner. Ben bu yönüyle kitabı L&M (Leyla ile Mecnun) tarzına da benzettim aslında. Fakat, olay kurgusu açısından dizinin diğer kitaplarının ilk kitabın gölgesinde kaldığı söylenebilir. Seri kitaplarını puanlamak gerekirse seri sırası takibi uygun olabilir yani ilk kitabı en iyi kitap seçersek en kötüsü de son kitap "çoğunlukla zararsızdır".  Çoğunlukla zararsızın sönük kalmasının bir nedeni de devamı olması gerektiği fakat serinin bittiğini bilme bilincidir sanırım. Bunun dışında serinin dördüncü kitabı "elveda ve bütün o balıklar için teşekkürler" içerisinde romantizm içermesi bakımından diğer kitaplara pek benzemiyor ve genel olaylara da biraz uzak kalmış. Galaktik bilim kurgu olması ötesine geçip sıradanlaşmış. Bu sırada yaşanan bazı kopuklar maalesef son kitapta da devam ediyor ve tatminsizlik yaratıyor. Yine de şu anda benim de okumadığım bu serinin devamı niteliğinde iki kitap daha var. Umarım beklentiler bu kitaplarda karşılanır.


  • Kuşkucu Somon (The Salmon of Doubt)
  • Ve bir şey daha (And Another Thing...)



Bu kitaplardan "ve bir şey daha" Adams'ın oğlu tarafından ölümü sonrasında yayınlanmış ve yazarın arşivinden notlarından oluşuyor. Fakat seri burada da bitmiyor.  Okuyup göreceğiz..