Merhabalar, ben Kübra.
Kitapları ve kitap okumayı çok seviyorum. Kitaplar benim yol arkadaşlarım ve bazen de çıktığım yolculuklardır. Küçüklüğümden beri her türlü alanda kaliteli olduğuna inandığım kitapları okurum. Okuyup genelde de olumlu düşüncelere sahip olduğum kitaplar ile ilgili yorumlarımı mümkün olduğunca spoilera bulaşmadan yazıyorum. Yazma amacım okuduğum kitapları unutmamak iken bir taraftan da ne okusam diye düşünen arkadaşlarıma fikir olmaya evrildi. Kenara köşeye de ruha gıda kendi çektiğim fotoğrafları serpiştirdim, umarım keyif alırsınız.

Mutlu okumalar!

Emrah serbes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Emrah serbes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2015 Çarşamba

Her Temas İz Bırakır

Her Temas İz Bırakır


Emrah Serbes'in  okuduğum son romanı. Deliduman dan sonra bende oluşan kötü izlerini biraz hafifletti doğrusu. Kendisinin ilk romanı olması dolayısıyla sanırım en orijinal romanı bu bende oluşturduğu market kaygısı ile roman yazıyor önyargısından en  uzak romanı bu.

Emrah Serbes bu romanında kimilerinizin yakından tanıdığı (ben diziyi izlemedim) deyim yerindeyse tam bir tutunamamış kahraman polis Behsat Ç. karakterini Ankara sokaklarına katıyor. Behsat Ç. emekliliği yaklaşmış yaşını almış bir polis fakat hala dönen çarklara kafa tutuyor romanda, bu şekilde de hem polis çevresinde hem de aile hayatında dışlanmış bir karakter olmuş. Eski eşi ile arası bozulmuş, kızıyla arasında düzenli bir ilişki oturtamamış, baba baskısında büyümüş ve hala hayatında sürekli benim dediğimi yap diyen bir abi var.  Fakat Serbes Behsat Ç. dışındaki karakterleri tam tamına canlandıramamış, aile hayatındaki problemler havada kalmış gibi duruyor. Ahmet Ümit dışında Türk polisiyesi okumamış olmamdan kaynaklı olsa gerek yine de tarzı ile beğendim romanı. Romandaki cinayet güzel kurgulanmış fakat Türkiye açısından hayali olduğunu düşündüğüm yerler olmadı değil. Birden fazla alakasız gibi görünen olaylar romanın sonuna doğru birleşiyor ve örgüyü tamamlıyor.


Son zamanlarda Emrah Serbes'in bağımsız yazı konusunda daha başarılı olduğunu düşünmeye başladım, romanlarında hep bir acelecilik seziyorum. Sanki hadi konu bir an önce çözülsün de gidelim işimiz gücümüz var tarzında. Bir süre sonra boğuluyorsunuz, ara nefesi almak istiyorsunuz. Sonuç olarak, Serbes Ankara'da geçen küçük hikayeler anlatsın biz dinleyelim..

20 Şubat 2015 Cuma

Deliduman

Deliduman


Erken Kaybedenler, Her Temas İz Bırakır ve Hikâyem Paramparça kitaplarının yazarı Emrah Serbes, yarattığı karakter Behsat Ç. kitlelerce sezon sezon takip edilen bir diziye ilham vermiş, üstelik ilk 10 bölüm de senaristlik yapmış bir diğer hayranı olduğum Ankara yazarı. Yada favori yazarlarım arasındaydı mı demeli. Sanırım Serbest bu kitabını biraz aceleyle yazmış. Kendisinin kendisini tanıyacak kitabını okuduğumdan söylüyorum maalesef son kitabında başarısız olmuş yazar. Sanırım bunda, patlamış konu var hazır hadi roman yazalım da yürüsün gitsin deyip çıkar gayesi gütmüş :( . Kitabı elimden aldığımdan belli beni irrite eden birçok şey oldu. Bunlardan ilki diğer kitaplarını okurken karşılaşmadığım yazarın argolu kaba küfürlü dili sanırım. Belki bu beni rahatsız ederken birçok kişiyi de eğlendiriyor dur bilemem tabii (bakınız Behsat Ç.). Fakat bu kadarda değil, kurgusu zayıf, karakterler oturmamış, sonu gelmeyen bir kitap olmuş bu. Başkarakterlerin de ergenliğinden olsa gerek kitapta bir çocukluk havası hakim, belki de 17-20 arasında okusam bende severdim kitabı ? Hele sonu iyice çileden çıkarttı beni galiba, bir konu var olay var ergenler bir şeylere kızmış haklılar da sanırım ama tek yönlü bir anlatım bu. Yada ben tamamen yanlış anladım ergen psikoloji çözümlemesi yapmış mesela kitap ve ben bunun için fazla büyüğüm :S. 

Kitapla ilgili söyleyebileceğim tek olumlu şey Gezi direnişi sırasında bulunulan ruh halini tarafsız bir şekilde ortaya koyma gayretidir. Taksim civarını insanların oluşturduğu birlikteliği, bulunulan hal ve durumu şu anda herkes okusa hah evet öyle de bir tiwit vardı, yaa doğru ne güzeldi o duvar yazıları falan dedirtecek cinsten güzel anlatmış. Fakat düşünmeden alamadım kendimi madem illa Gezi’yi içeren bir kitap yazacaktı (dedim ya çıkar güdüsü) neden bu kadar hikâye için kastırmış. Başlarda ilginç başlayan kitabı sanki zorla Geziye bağlamış gibi geldi bana.


Maalesef notum vasat oldu bu kitaba, ama daha da bitirmeden, Her Temas İz Bırakır’a başlamıştım bile. İlk izlenimin kesinlikle daha iyi olduğu yönünde, en azından bir tarzı, sürükleyen bir olay akışı var. Bunda yazarın ilk kitabı olmasının da etkisi vardır mutlaka. Siz yine de beni dinlemeyin çok J

27 Ocak 2015 Salı

Erken Kaybedenler

Erken Kaybedenler


Bir diğer müptelası olduğum Ankara yazarı, Emrah Serbes. Kendisi normalde romantikli absürtlü polisiye türünde yazmayı seviyor gibi duruyordu benim gözümde. Fakat “Erken kaybedenler” bu türde yazdığı romanlardan çokça farklı. Erken kaybedenlerde Serbes erkek çocukların hülyalı dünyalarına adım atmış, birbirinden farklı kimi henüz ergen kimi delikanlı ergenlerin iç dünyalarını farklı açılardan yansıtmış.

En çok sevdiğim Serbes kitabı olmasının yanı sıra bu kitabı beni için özel yapan hikâyelerinin özgünlüğü ve absürtlüğüdür. Her hikâyesinin sonunda yüzümde garip bir ifade ile kalakalmıştım. İlk hikâyeyi okuduğumda yaşadığım şaşkınlık ilginçti mesela, uzunca bir süre anlatılan karakteri 20-25 yaşlarında bir genç olarak hayal etmiştim, sonrasında hatta en sonunda karakterin aslında henüz bir çocuk olduğunu anlamıştım. İkinci hikâyeye geçtim ve aynı şaşkınlığı onda da yaşadım üstelik. İşte Erken kaybedenler böyle bir kitap, okurken eğlendirir, sevdirir ve unutturur. Kısa öyküler okumayı seviyorsanız kesinlikle bu kitabı tavsiye ederim, okuduğum birçok öykü kitabından farklı, hatta yine kendi kitabı “Hikâyem paramparça” dan da daha başarılı. Sıradaki Serbes kitabı "deliduman", sanırım bu sefer polisiye olayına geri döneceğiz :)


,

"Unutmanın acısı, ayrılığın acısından farklı.  Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasvete. Yani er geç unutmaya mahkûm olduğunu bilmenin kasvetinden bahsediyorum. Birini yavaş yavaş unuttuğunun bilincine vardığın anların sıkıntısından bahsediyorum. O kişinin parça parça silinip alakasız hatıraların arasına karışmasından bahsediyorum. Belki de neden bahsettiğimi bilmiyorum, sadece üzülüyorum, vasıfsız keder. "