Körlük
Son dönemlerde okuduğum en etkileyici felaket senaryosu
Nobel ödüllü yazar Jose Saramago tarafından kurgulanmış; Körlük kitabı.

Hikaye kırmızı ışıkta bekleyen arabaların birinden gelen ses
ile başlar; "körüm, kör oldum!". Ses arabanın şoförüne aittir, ve
birdenbire etrafını kaplayan beyaz ışıktan ve artık görememesinden
bahseder. Daha sonra körlüğünü tedavi
etmesi için gittiği doktorunun, bakım ünitesindeki diğer hastaların da kör
olmasıyla yaşanan durumun bir salgın olduğu anlaşılır ve dizi şeklinde
ilerleyen felaketler baş gösterir.
Körlük yalnızca bir kişi dışında herkese bulaşmıştır; doktorun karısı. Körlüğün
anlatıldığı kitapta körlerin içinde görmek duygusu ve görünen manzara doktorun
karısı ile anlatılır. Hikayenin hiçbir yerinde isim kullanılmaz, ilk kullanılan betimlemeler
isim gibi nitelendirilir, siyah gözlüklü kız, ilk kör olan adam yada annesi
olmayan çocuk gibi. Bu yöntemle olayların kişileştirilmesinden ziyade,
yaşanılan duruma odaklanılması ve topluluğa atfedilmesi başarılı bir şekilde
gerçekleştiriliyor. Kitabın dili hikaye anlatır şekilde, hatta
diyaloglar dahi normal anlatımdan ayrılmadan genel akışı bozmadan yerleştirilmiş.
Kitabı genel olarak ikiye ayrılmış olarak buldum. İlk kısım
körlüğün salgın şeklinde yayılışı, körlerin karantinaya alınması ve karantina
altındayken yaşanılan olaylar, ikinci kısım ise karantina altına alınmış
körlerin dışarı dünya ile buluşması, yeni dünya düzeni. Hikayenin başlangıç kısımlarında eğer bu
kitaba dair benim yazdığım türden hafif spoiler içeren bir yazı okumadıysanız
kitabın bir adamın körlüğü sırasında yaşanan zorlukları anlatacağı izlenimine
kapılıyorsunuz. Birdenbire bir ışık
haznesine boğulan bir adam kör olmasının şaşkınlığını yaşarken bir yandan da hastalığının
nedeni araştırılıyor. Fakat çok geçmeden ardı ardına insanların kör olmasıyla
hastalığın bulaşıcı olduğu kanaatine varılıyor ve karantina dönemi başlıyor. Kitap
içerisindeki şiddet ve felaket senaryoları gittikçe ağırlaşıyor, hatta kitabın
bir felaketi anlattığını neredeyse yarısında anlıyorsunuz. Bir felaket durumunda toplum psikolojisinin nasıl değişeceğine odaklanılmış. Kör olan insanların içlerinde bulundukları durumla baş etme şekilleriyle birlikte temel insani dürtüler iyi olma ve kötü olma kavramları artık yeni ahlak kurallarına göre şekilleniyor. Kimse görme durumundaki kadar iyi, yada kötü olamıyor. Hayatlarını devam ettirmeleri için gerekli tek gerçek kalmış durumda: yemek bulmak ve yemek..
Bir toplumun hep birlikte kör olmasını kitabı
okumadan hayal etmek güç, karanlıkta yaşayan insanlardan ziyade dışarıdan
yaşayışlarına bakmaya çalışmak olabilecek olası senaryoları oluşturmak zor, benim bu şekilde hissetmemde elbette
Saramago'nun etkileyici betimlemelerin de yeri büyük. Kitabın filmi de yapılmış
2009 yılında, fakat pek tutmamış sanırım, o kadar zor bir konuyu ve durumu
filmleştirmek kolay olmasa gerek. Yine
de ilk işim izlemek olacak.
Sonuç olarak, ilginç bir felaketler dizini okumak
istiyorsanız bu kitabı hemen bitirmelisiniz, bundan sonra ise sırada yine
Saramago'dan 'Görmek' gelecek..