Merhabalar, ben Kübra.
Kitapları ve kitap okumayı çok seviyorum. Kitaplar benim yol arkadaşlarım ve bazen de çıktığım yolculuklardır. Küçüklüğümden beri her türlü alanda kaliteli olduğuna inandığım kitapları okurum. Okuyup genelde de olumlu düşüncelere sahip olduğum kitaplar ile ilgili yorumlarımı mümkün olduğunca spoilera bulaşmadan yazıyorum. Yazma amacım okuduğum kitapları unutmamak iken bir taraftan da ne okusam diye düşünen arkadaşlarıma fikir olmaya evrildi. Kenara köşeye de ruha gıda kendi çektiğim fotoğrafları serpiştirdim, umarım keyif alırsınız.

Mutlu okumalar!

28 Kasım 2019 Perşembe

Momo

Momo


Momo, Michael Ende tarafından 1973 yılında yazılmış masalsı nitelikte bir kitaptır. Dilindeki sadelik ve akıcılık dolayısı ile çocuk kitabı olarak düşünülse de aslında yetişkinlerin de çeşitli dersler çıkarabileceği keyifli bir öyküdür Momo.

Momo, yıkık dökük ve harabe haldeki bir antik tiyatroda yaşayan, 8-12 yaşları arasında ve bilge bir karaktere sahip kimsesiz bir kız çocuğudur (fantastik bir karakterdir aslında). Şehire yavaş yavaş dadanan gri adamlardan önce kendisinin, çocuk ve yetişkin arkadaşlarının çok mutlu ve huzurlu bir hayatları vardır. Şehirde herkes birbiri ile uyum içerisinde dostça yaşarlar. İnsanların zaaflarından faydalanarak "zamanlarına" göz diken gri adamlar bir kez daha şehirdeki huzuru kaçımaya başlamıştır. Küçük Momo'nun ise görevi hem insanın değerli vaktini hem de zamanı anlaması ve insanlığı kurtarması gerekmektedir.

Uygar insanın zamanını nasıl değerlendirmeye çalışırken tükettiği,  para, pul, şan ve şöhret uğruna nasıl gerçek kimliğimizi kaybettiğimizi ve başarı hırsıyla vaktimizi nasıl çaldırdığımızı Momo, arkadaşları ve gri adamlar gibi metaforlar yoluyla anlatmış Ende. Özellikle zamanın nasıl tüketildiği üzerine kitabın son sayfalarında yer alan benzetme çok düşündürücü:

"Görüyorsun ya duman adamlar varlıklarını işte bu şekilde, insanların ölü zamanlarından yararlanarak sürdürürler."

Değerli vaktimizin kıymetini anlamak için Momo'yu önce kendimiz okumalı sonra da çocuklarımıza okutmalıyız.

Güncelleme: Momo'dan sonra yazarın bir diğer çocuk romanı olan Bitmeyecek Öykü'yü de okudum. Bitmeyecek Öykü Momo'dan daha çocuklar için bir hikaye gibi geldi fakat yine büyükler için de verilen mesajlar oldukça netti. Keyifle okuduğum bir hikaye oldu. İnsanlara çocukluğun ve bu zamanlarda öğrenilen saflığın ve temizliğin kıymetini hatırlatıyor. Çocukluk ve büyüme sürecini bitmeyecek bir öyküye dönüştürerek zamanı döngüselleştirmiş bu öyküde. Ayrıca, çocukluğumuzda dinlediğimiz tertemiz masalları büyüdüğümüzde de unutmamız gerektiği ve içimizdeki çocuğu her daim yaşatmamızı öğütlemiş. Hırsı ve koltuk sevdasını, gücü ve gücün getirdiklerini üzerimideki etkileriyle anlatmış ve dersler çıkarmış. Bu hikayeyi ingilizce okudum, okuması akıcı ve kolay bir kitaptı. Tavsiye ederim.

21 Kasım 2019 Perşembe

Kolera Günlerinde Aşk

Kolera Günlerinde Aşk


Kolera günlerinde aşk, yüzyıllık yalnızlık okuduğumdan beri benim okurken en çok keyif aldığım yazarlardan biri olan Gabriel Garcia Marquez'in en sevilen kitaplarından biridir. Ben de uzun zamandır bu kitabı okuma listemde saklıyordum fakat okumak için uygun zamanı beklemiştim.

Evet, sayın Marquez'in kitaplarını okumadan önce uygun vakti beklemek çoğunlukla akıllıcadır. Yüzyıllık yalnızlığı okuyanlar bilir aslında, yazar kitaplarında öyle bir dünya yaratır ki içerisinde herşey didik didik işlenir, masanın üzerindeki vazonun içerisindeki çiçeğin hikayesine kadar...

Yazar küçük ayrıntıları olağan akıcılığıyla anlatmayı çok seviyor, hikayelerinde de öyle bir dünya yaratıyor ki öykü sizi içerisine çekiyor ve bir süre o dünyada yaşamazsanız kitap da keyif vermiyor.  

Kolera günlerinde aşk, ilk gençlik dönemlerinde birbirini sevmiş iki gencin yaşamları boyunca hem biribirinden ayrı hem de birbirlerine dokunan hayatlarını nasıl sevgiyi, özlemi, aşkı ve aileyi arayarak ve anlamaya çalışarak geçirdiklerini anlatır. Florentino Ariza oldukça yakışıklı ve başarılı bir erkek olmasına karşın ilk görüşte aşık olduğu Fermina Daza'yı ömrü boyunca unutamaz. Yaşadığı ilk görüşte aşk imkansız bir tutkuya dönüşür ve hayatına giren onlarca kadına karşın tek vazgeçemeyeceği kadının o olduğuna inanır bu inanış onu tükenmez bir ızdıraba sürükler. Bu tutku ona hayatı boyunca tutunacağı kavuşma umudu sunar, tam "53 yıl 7 ay ve 11 gün" sürecek bir bekleyiş. Marquez, Florentino'nun aşkı inatçı bekleyişiyle birlikte okura aynı zamanda aşkın fiziksel ve duygusal halini sunar ve aşkı felsefik olarak tartışır.

Kolera günlerinde aşk, sonsuz zaman sürecek bir aşk hikayesini anlatır fakat sadece o kadar da değildir. Yazarın detaylı anlatımı sayesinde, aynı zamanda 1800'ler dönemi İspanyasına o dönemin olaylarıyla, salgınıyla, denizcileriyle, mürettebatıyla, yolculuklarıyla, pazarıyla, kilisesiyle, inancıyla bir çerçeve sunar. 

 "-Hayatımda yakalandığım tek hastalık koleraydı
-Hayır anne, sen kolerayı aşkla karıştırıyorsun"

13 Kasım 2019 Çarşamba

Camera Lucida- Fotoğraf Üzerine Düşünceler

Camera Lucida
Fotoğraf Üzerine Düşünceler

Camera Lucida, Roland Barthes'ın fotoğraf hakkında düşüncelerini temelde kendisinin seçtiği birkaç fotoğraf üzerinden anlattığı 1806 basımlı kitabıdır. 

Barthes bölüm bölüm fotoğrafın içerisinde barındırdığı "hissin" ya da "duygunun" nasıl kişisel olduğunu anlatıyor. Fotoğrafa "stadium" açısından bakmanın ve içerisinde "punctum" barındıran resimlerin insanı nasıl etkilediğini belirtiyor. Barthes için, stadium bir fotoğrafın teknik açıdan düzgünlüğü, kurallara uyulması ve görsel olarak zevk vermesi demektir. Punctum ise fotoğraf içerisinde bir şekilde size dokunan yara, sizi içerisine çeken bir detay ya da size hatırlattığı bir olaydır. Punctum olmadan stadium basit bir fotoğraftır, bakılır ve geçilir. Sizde tekrar geri dönüp bakma isteği oluşturmaz.

Yazara göre fotoğrafın yaşam ve ölümle de direkt ilişkisi vardır. Fotoğrafın çekildiği an yaşar ve vardır. Bu an objektifin gördüğü alanı yansıtır ve tümselleştirilemez. O anda var olan şey ise bazen pozu veren ve bazen de pozu çekenin isteğidir. Bu sebeptendir ki fotoğraf bize gerçek gelmez, çünkü o geçmişte kalmıştır ve o an bitmiştir. Ölüm de bu şekilde yaşanır. Aslında fotoğraf ölümü bilinen detayın çekimidir...

Camera Lucida, benim gibi fotoğrafçılık ile ilgilenmeye başlayan insanlara okuma önerisi verilen bir kitaptır. Bana da bir süredir devam ettiğim fotoğrafçılık kursunda (AFSAD) önerildi doğrusu. Yüksek bir beklenti ile başlamama rağmen yazarın dilinin akıcılığı ve fotoğrafı her türlü yönüyle deşmesi beni kitabın içerisine çekti. Üstelik, fotoğrafçılık üzerine benim de kendi kendime sorduğum fotoğraf sanırının ve güzelliğin göreceliği sorunlarını kendi kendisine cevaplaması da önümü açtı diyebilirim.