Uyandığında
Felaket hikayesi okumalarıma Hillary Jordan ile devam ediyorum. Diğerinin aksine bu nispeten yakın bir zamanda 2011'de yazılmış bir roman.

Hikayenin bana göre ilginç yanlarından bir tanesi suçlara uyguladıkları ceza yöntemleri oldu. Suç işeleyen insanları hapishane altında tutmak yerine, devlet kaynaklarını tüketmemek adına, onların cezalarını ten renklerini işledikleri suça göre boyuyorlar ve toplum içerisinde birlikte bu şekilde yaşamaları gerekiyor. Mesela kürtaj olan bir kadının cezası kırmızı olmakken, hafif suç işleyen birisinin cezası sarıya boyanmak, cinayet suçunun cezası ise yeşile boyanmak oluyor. Bu şekilde yaratılan toplumun sosyal çözümlemesi şu şekilde görünüyor: toplum suçlulara kendi cezasını kendisi vermek istiyor! Mesela kürtaj olmuş bir kadın dinci toplumun namussuzu ilan ediliyor ya da yeşile boyanmış bir katil düşmanları tarafından öldürülebiliyor.
Roman kürtaj olduğu için kırmızıya boyanan çok inançlı bir kızın siyasi bir karakter olan pederi ile yaşadığı aşk üzerinden anlatıyor. Bu sırada yaşadığı trajik olaylar ile Tanrı kim sorgusunu ve dolayısı ile daha önceki hayatını kıyaslıyor.
Daha önce okuduğum distopik eserler ile bunu kıyaslamam gerekirse bu romanı hem teknolojik hem de sosyolojik durumumuzu göz önüne aldığımda yaşadığımız gerçeğe çok yakın buldum. Hikayenin en korkunç yanı bu olsa gerek.