Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
Joanne Greenberg’in kendi gençliğinde yaşadığı akıl hastalığı deneyiminden esinlenerek yazdığı roman Sana Gül Bahçesi Vadetmedim. Metis yayınevinden çıkan bu roman yazarın Türkçe’ye çevrilen de tek eseriymiş. Yazım dili, akıcı anlatımı, betimlemeleri, duygu dünyası, oluşturulan fantezi dünyası romanı elden bıraktırmıyor, kesinlikle sayfa sayfa altı çizilecek eserlerden birisi ile tanıştım.
Kitap “normal” hayatımızda sürdürmeye alıştığımız yaşamın ne kadar siyah ne kadar beyazla dolu olduğunu sorguluyor aslında. Normal olarak bahsettiğimiz şeyler aslında ne kadar genel geçer şeyler, gri aslında siyah ve beyaz renklere de hâkim değil mi?
Greenberg’in akıl hastanesine düşmüş genç kız karakteri Deborah, yaşamın içerisindeki duyguların insan iletişimi konu olunca ne kadar karmaşık ve iç içe birbirine bağlı bir şekilde geliştiğini anlatıyor. Deborah küçüklüğünden belli yaralı bir karakterdir ve içerisinde geliştirdiği fantezi Yr dünyası onu gerçek dünyanın vereceği zararları önlemek adına korumaktadır. Gerçek dünya Yr dünyasına hiç benzemez, orada olan olaylar tahmin edilebilir (sahibi nede olsa kendisidir) olsa da dünya sürprizlerle doludur, insanlar yalan söyler ve birbirini kandırır. Dünya sadece iyilik ve güzelliklerle dolu bir gül bahçesi değildir ve üstelik kim dikenli bir gül bahçesinde yaşamak ister ki? Akıl hastanesindeki alanında başarılı Doktor Fried ise onu bu hiç de mükemmel olmayan gerçekliğe çekmenin yolunu yine Deborah’ın silahlarını kullanarak arar. Deborah’ın gerçek dünya ile tanışma vakti gelmiştir ve bunu ancak kendi isteğiyle başarabilir.
Romanı okurken sürekli olarak kendinizi bir akıl hastası ile kıyaslarken ve üstelik ne kadar da çok görünen ortak duygularınızı keşfederken buluyorsunuz. Bir taraftan da özendirici üstelik, herkesin içerisinde çırpınan bir deliliği elbet vardır, ve bunun kapanından sıyrılarak özgürlüğüne kavuşması ne kadar rahatlatıcı olur.
“Benim hastalığım …. ağzına kadar dolup taşmış bir bardak, senin küçük damlan taşan kısmın içinde çoktan eriyip gitti.”
“Hiçbir yasanın olmadığı, yalnızca gittikçe yaklaşan bu korkunç yıkımın –Imorh*’un- olduğu bir dünyada, bu yıkımın o dünyayı karartması kaçınılmaz bir şey. Gene de –neden bilmiyorum- bu yıkımın yaklaşması ve hiç durmadan ummadığım yönlerden darbe yemek acı veriyor.” *Imorh Yr dilinde ölüm demek..