Merhabalar, ben Kübra.
Kitapları ve kitap okumayı çok seviyorum. Kitaplar benim yol arkadaşlarım ve bazen de çıktığım yolculuklardır. Küçüklüğümden beri her türlü alanda kaliteli olduğuna inandığım kitapları okurum. Okuyup genelde de olumlu düşüncelere sahip olduğum kitaplar ile ilgili yorumlarımı mümkün olduğunca spoilera bulaşmadan yazıyorum. Yazma amacım okuduğum kitapları unutmamak iken bir taraftan da ne okusam diye düşünen arkadaşlarıma fikir olmaya evrildi. Kenara köşeye de ruha gıda kendi çektiğim fotoğrafları serpiştirdim, umarım keyif alırsınız.

Mutlu okumalar!

30 Ocak 2016 Cumartesi

Tespih Ağacının Gölgesinde


Tespih Ağacının Gölgesinde


Tespih Ağacının Gölgesinde Bülbülü Öldürmek romanından önce yazılmış ve hatta ona feyz vermiş roman. Yaklaşık 50 yıl boyunca Harper Lee bu hikayede sonrası yazımda öncesi olan eserini saklamayı tercih etti taki 2015’in sonuna kadar.
Bülbülü öldürmek zamanında 10 yaşlarında olan Scout Tespih Ağacının Gölgesinde ise;  20 yılın ardından büyümüş, kendi ayakları üzerinde New York da yaşayan bir kadındır. Romanda artık olgun bir kadın olan doğduğu büyüdüğü topraklara yaptığı ziyaret anlatılıyor.
Henüz iki yaşındayken annesini kaybeden Scout kardeşi Jem ile birlikte çok sevdikleri avukat babaları tarafından yetiştirilmişlerdir. Yaşadıkları bölge özellikle olsa da tüm Amerika o dönem Beyaz-Zenci ayrımcılığını en zehirli biçimde yaşamaktaydı. Irkçılığın büyük kentlerde artık belirgin bir şekilde görülmediği 20 yılın ardından ise küçük kentler özellikle Güney Amerika henüz bu zehri içerisinden atamamış ve hatta Zencilerin kamusal alanlara girişini azaltmak maksatlı topluluklar kurmuşlardır.  Yaşadığı büyük şehirden doğup büyüdüğü memleketine ziyaret için gelen Scout ise bir anda inanıp güvendiği bütün her şeyi yıkacak bir gerçekle sarsılacak, gözünde ilahlaştırıp inandığı değerlerin sorgusuz en doğrusu olduğuna güvendiği babası ile vicdan ayrılığına düşecektir. Aslında düştükleri bu ayrılığın ise artık yaşadıkları ve öğrendikleri şeylerin farklılıklarından kaynaklandığını öğrenmesi ise minik Scouta bir ömürlük ders olacak ve babasının insaniyetini kabul etme fırsatını sunacaktır.
Tespih Ağacının Gölgesinde aslında büyüdüğü çevreden ayrılıp başka topluluklarla yaşama fırsatı sunulmuş herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir roman. Giden insan ile dönen insanın farkı ve aslında değişimin ise doğallığın bir parçası olmasının ve gerekliliğinin bir kanıtı. Anlatılan ırkçılık Zenci Beyaz ayrımı olsa da milliyetçilik denen kavram birçok insanın iliklerinde süzülüyor.
Harper Lee bu hikâyede de insan yüreğine hitap etmiş ve anlayan insan nasıl olmalı onu gözler önüne sermiş. İki günde okuyup bitirdiğim için mutsuz olduğum nadir romanlardan çünkü Lee’nin devamı yok.


"Her insanın bekçisi vicdanıdır, kolektif bilinç diye bir şey yoktur."

 "Çirkin bir sözcük olan ön yargı ile tertemiz bir sözcük olan inancın ortak bir noktası var. İkisi de mantığın bittiği yerde başlar."


12 Ocak 2016 Salı

Seyrek Yağmur

Seyrek Yağmur

Benim için 2016’nın ilk kitabı, Ankaralı yazar Barış Bıçakçı’dan Ankara’ya özel bir günde satışa çıkarıldı. Alır almaz özlemle okundu bitirildi J

Artık klasikleşmeye başlayan Bıçakçı havası bu romanda da hükmünü sürüyor. Bıçakçının çok sevdiğim sade dili yine etkin. Güncel olaylara da hafiften değinmiş, küçük eleştiriler mevcut. Yorgun bir hikâyenin izini sahaf Rıfat ile sürüyor, aşk acısını derinden hissediyorsunuz. Bıçakçı Rıfat’ın anılarından minik pencereler ile yaşamının bir kısmına dâhil olmanızı sağlıyor. Hikâyeye giriş çok etkili, Rıfat “günler damlıyor ama aynı kaba değil” diyor. Bir seyreklik var yağmurda. Tutamıyor. Tutunamıyor Rıfat. Sadece acısını yaşıyor, günlerini tüketiyor ve yaşıyor. Yine ıssız bir öyküde, eski sevgilisini düşünüyor.


Kitabın kapağını ise eleştirmeden edemeyeceğim, herhalde sadeliği ön plana getireceğim derken unutulup telaşa geldi. Maalesef hayal kırıklığı, özensiz duruyor. Ama siz yine de çerçeveye değil resme bakın J J Diğer basımlarda değiştirirler umarım..