Yeşil Peri Gecesi
Uzun zamandır okuduğum en sürükleyici romanlar arasına giren Yeşil Peri Gecesi'nin yazarı Ayfer Tunç bu eserini 2010 yılında yayınlamıştır. Bundan önce de Aziz Bey Hadisesi eserini okuduğum yazar özellikle akıcı dili ve sürükleyici hikayeleriyle dikkat çekiyor.
Yeşil Peri Gecesi, daha çocukluğunda babasının başına gelen bir kaza sebebi ile tüm hayatı yıkılan, ailesi dağılan bir genç kızın gittikçe dibe sürüklenen hikayesini anlatıyor. Hikaye önce baş kahraman tarafından yeşil peri gecesinden öncesi ve sonrası ve aşkının ipi çekilen geceden öncesi ve sonrası olarak ayrılarak parça parça bir kronoloji izlenmeden anlatılmış. Kronoloji daha çok çekilen hüzünler, kalp kırıklıkları, terkedilmeler, yoksulluklar ve yaşadığı trajik olaylar üzerine. Çok çok güzel bir anne ve yakışıklı bir babadan doğan güzel bir kız o. Hayatının damgasını da doğdugu anda güzel olması ile alıyor. Annesi gibi mi olacak o da?! Onun da düzeni aldatma ve terkediş mi olacak. Güzelliğini sırtında hem bir yük hem de bir intikam sillesi olarak taşıyan genç kızın ise bir süre sonra tek amacı kaderden ve hayatından alacağı öç olur. Çevresinden aldığı ilk intikam ve aslında diğer tüm çöküşlerin başlangıcı ise bir dergi için çektirdiği çıplak resimlerdir. Ona şehvetle ya da kıskançlıkla bakanlara karşılık olarak kendini saklamaz çünkü o zaman en büyük kötülükleri kendi kendine yapabilmektedir. Sanki ilk taşı o atmak ister kendine herkesten önce...Evet der ben de annem gibi oldum. Düştükçe düştüm kalkacak bir yerim sığınacak da dalım kalmadı. Hayatını bir dizi hazin ve çarpık olaylar zinciri örer. Tüm bunların neticesinde, ezilmiş, hırpalanmış ve çaresiz bırakılmış kadının yardım çığlıkları duyulur. Hikayenin sonunda ise beklenmeyen bir umut ışığı doğar yoksa hayatında ona da değer veren birileri mi vardır?

Ayfer Tunç'un kaleminden elimden bırakamadığım okuduğum bu kitabın bir özelliği de satır aralarına sıkıştırılmış şiirler. Yazarın hem ince ruhunun hem de inanılmaz yüklü bir entellektüel geçmişinin olduğunu anladım bu sayede. Yeşil Peri Gecesi'nde baş karakterin ve ailesinin dışında herkesin bir ismi vardı. Ailesinin ve kendi isminin gizli olması sanki yaşadıkları üstün utanç içeren olaylara bir gönderme gibiydi. Ama bu utancın ve kederin ardında yaşanan o histerik yalnızlık ve aslında hayattan beklenen umut da tüm insanlara gönderilen bir mesaj ve ders niteliğindedir.
"Hayatımın baraj sorusu: kemik kırığı mı daha çok acı verir, onur kırığı mı? Cevap: kaçıncı kez kırıldığına bağlı. Kemik kırığı ile duyulan acı birbiriyle doğru orantılıdır. Kırığın şiddeti arttıkça acının şiddeti de artar. Onur kırığı ile duyulan acı ise ters orantılıdır. Darbe sayısı arttıkça hissedilen acı azalır, hassasiyet tabakası kalınlaşır. Onur dumur olur."
Güncelleme: Yazarın Kapak Kızı adlı romanı, Şebnem'in çocukluğuna ve aile ilişkilerine dair detaylar bulabileceğiniz bir ön kitap. Bunu da yakın bir zamanda okudum. Şebnem'in kapak kızı olmasının çeşitli çevrelerde yarattığı etkiler diğer kişiler aracılığı ile anlatılmış bu kitapta. Birbirinden bağımsız gibi görünen bu diğer kişilerin hikayelerinin nasıl birleştiğini ve Yeşil Peri Gecesi'ne nasıl dönüşeceğini izliyoruz bu romanda. Ben Şebnem'den de daha fazla şey alacağımı düşünmüştüm fakat o olmadı. Yine de Ayfer Tunç'tan okuması keyifli bir roman olmuş. Okuma sırası önce Kapak Kızı ardına Yeşil Peri Gecesi olmalı.