Merhabalar, ben Kübra.
Kitapları ve kitap okumayı çok seviyorum. Kitaplar benim yol arkadaşlarım ve bazen de çıktığım yolculuklardır. Küçüklüğümden beri her türlü alanda kaliteli olduğuna inandığım kitapları okurum. Okuyup genelde de olumlu düşüncelere sahip olduğum kitaplar ile ilgili yorumlarımı mümkün olduğunca spoilera bulaşmadan yazıyorum. Yazma amacım okuduğum kitapları unutmamak iken bir taraftan da ne okusam diye düşünen arkadaşlarıma fikir olmaya evrildi. Kenara köşeye de ruha gıda kendi çektiğim fotoğrafları serpiştirdim, umarım keyif alırsınız.

Mutlu okumalar!

30 Mart 2020 Pazartesi

Cevdet Bey ve Oğulları

Cevdet Bey ve Oğulları

Orhan Pamuk'un 1982 yılında yayımlanmış, Cevdet bey ve ailesinin, Osmanlı hükümdarlığından modern Türkiye Cumhuriyetine kadar süren 70 yıllık hikayesini 3 kuşak boyunca anlattığı roman Cevdet Bey ve Oğullarıdır.

Hikaye, Osmanlının son döneminde Abdülhamit ve meşrutiyet tartışmaları arasında müslüman bir tüccar olan Cevdet bey ile başlıyor. Cevdet bey, o dönemde para kazanma hırsına bürünmüş, geldiği yeri beğenmeyen bir taraftan da "soylu bir aile" kurmaya çalışan bir adamdır. Müslüman olması sebebi ile o dönemde tüccarlık yapması hoş karşılanmamaktadır. Aile geçmişinden, anne ve babasından ve özellikle de hastalığı sebebiyle omuzunda yük olan devrimci abisinden utanır. Utanır fakat bir taraftan da naifliği sebebiyle onları tamamiyle hayatından çıkaramaz. O dönemin burjuvasına dahil olma çabası dikkat çekicidir Cevdet beyin. Bir taraftan da "neden yaşamalı ve hayatın anlamı nedir" sorularını irdeler ve kendinde cevabın çok çalışmak ve çok para kazanmak olduğunu düşünür.

30 yıl sonrasında Cevdet beyin karısı ve 3 çocuğu ile Nişantaşındaki evinde tam da hayalindeki hayatı kurmuş olduğunu görürüz. Cumhuriyet ilan edilmiştir ve artık Atatürk ilke ve inkılapları konuşulmaktadır.  Burjuva yaşamı benimsemiş olan aile o dönem görece zengindir ve Cevdet beyin miras bıraktığı şirket oldukça başarılıdır. Bu dönemi, Cevdet beyin oğulları ve arkadaşları aracılığı ile okuyoruz. Refik, Osman, Ömer ve Muhittin, hepsi farklı karakterlerdir ve hayattaki amaçları ile yaşamı sorgulayış şekilleri farklıdır. Hepsi hayatlarında bir anlam ararlar. Başarılı olmaya ve kendini kanıtlamaya en az Cevdet bey kadar takıntılıdırlar. Bu dönem hikayede, Türkiyenin karşılaşmaya başladığı zorlukları ve bazı çürüme başlangıçlarını da görürüz. Romanın ikinci ana karakteri olan Refik, hayattaki amacını sorgulamaktan dengesini kaybeder ve kendini boş yaşamakla suçlamaktan geri alamaz. Kendini Türkiyenin gelişmesine adar fakat hiçbir zaman gerek bir adımı doğru düzgün bir şekilde atmaya ne cesareti yeter ne de enerjisi.

Cevdet beyin oğullarından en bohem olanı Refik'in oğlu Ahmet ile devam ediyor 3. kuşak. Yaklaşık 33 yıl sonra ile başlayan dönemde hem Türkiye hem de Cevdet bey ve ailesi birçok değişim geçirmiştir. Ahmet tüccar ailesinin aksine sanat eğitimi almış ve Ressam olmuştur. Türkiye çok partili dönemi yaşamaktadır ve darbe beklenmektedir.

Orhan Pamuk'a ilk şöhreti getiren Cevdet bey ve oğulları 3 dönemi kapsaması açısından Türkiye'nin gelişimine panoramik bir bakış sunmaktadır. O dönem İstanbuldaki modernleşme merakı ve çabası asında onları sürekli bir buhrana sürüklemektedir. Bir anda geçirilen değişimler insanların hayattaki amaçlarını sorgulamaya itmiştir. Özellikle maddi anlamda sıkıntıları da olmadığı için çalışma sorumlulukları olmadığı için kendilerini işe yarar katkılar yapmakta zorlanır bulurlar ve bu da kendilerini gereksiz görmelerine sebep olur. Bu sorgulamaları da Pamuk romanında çok net bir şekilde yansıtmayı başarmıştır. Sıkılmadan okunan çok akıcı bir hikaye. Pamuk tarzının temellerinin atıldığı roman olması bakımından da ilgiyle okudum.

19 Mart 2020 Perşembe

Toz Gibi Yıldızlar

Toz Gibi Yıldızlar 


Isaac Asimov'un Galaktik İmparatorluk serisinin ilk kitabı Toz Gibi Yıldızlar, 1950'li yıllarda yazılmış en başarılı bilimkurgu eserlerlerinden birisidir. Serinin diğer kitapları Tanrılar ve İmparatorlar ve Zamandan Kaçış benim de henüz okumadığım kitaplar arasında yer alıyor şimdilik.

Toz Gibi Yıldızlar, benim okuduğum ilk Isaac Asimov kitabı olmasa da kendisinden okuduğum ilk galaktik seri. Hayal gücünün çok geniş oldugunu özellikle Ben, Robot serisinden bildiğim yazarın bu serisinde de yarattığı gezegen düzeninin bağlantılarını ve geniş olay örgüsünü, devamlılığı nasıl sağlayacağını görmüş oldum. Özellikle ana karakter Widemos efendisinin oğlu olan Biron Farall'i yavaş yavaş işlemesi ve bir kilit gibi açması olay örgüsünün derinliğini de sona saklayışı yazarın hayal gücünü ortaya çıkaran detayları oluşturdu. Bundan sonraki serilerde de neler olacağı merak konusu çünkü romanın bitişi resmi bir başlangıcı simgeledi.

Otostopçunun Galaksi Rehberi dolayısı ile aslında bir Douglas Adams hayranı olsam da Isaac Asimov'ın da bilimkurgu konusunda çok iyi olduğunu söyleyebilirim, iki serinin tarzı kesinlikle çok farklı. Adams'ın kendine has karşısında bir topluluk varmış da gösteri yapıyormuş gibi diyaloğa dönüştürdüğü anlatım tarzı ile Asimov'un romanlaştırılmış yazım sitli kesinlikle çok farklı ama bir taraftan da hikayeye inandırıcılık kattığını söyleyebilirim. 

Serinin diğer kitaplarını da olay örgüsü unutulmadan okumak lazım..