Merhabalar, ben Kübra.
Kitapları ve kitap okumayı çok seviyorum. Kitaplar benim yol arkadaşlarım ve bazen de çıktığım yolculuklardır. Küçüklüğümden beri her türlü alanda kaliteli olduğuna inandığım kitapları okurum. Okuyup genelde de olumlu düşüncelere sahip olduğum kitaplar ile ilgili yorumlarımı mümkün olduğunca spoilera bulaşmadan yazıyorum. Yazma amacım okuduğum kitapları unutmamak iken bir taraftan da ne okusam diye düşünen arkadaşlarıma fikir olmaya evrildi. Kenara köşeye de ruha gıda kendi çektiğim fotoğrafları serpiştirdim, umarım keyif alırsınız.

Mutlu okumalar!

18 Şubat 2020 Salı

sessiz ev

Sessiz Ev


Sessiz ev, Orhan Pamuk'un 1983 yılında yayınlanan ve genel olarak babası ve annesi vefat etmiş 3 kardeşin İstanbul yakınlardında küçük bir ilçe olan Cennethisarda kendisine gündelik işlerde yardımcı olan bir cüce ile yaşamakta olan babannelerini ziyareti sırasından yaşanan olayları anlatan romanıdır.

Orhan Pamuk hikayeyi birden fazla kişiliğe bürünerek her bölümde başka bir ağızdan anlatılarak olay akışı aktarılır. Kişiliklerin yaşamları, düşündükleri, hayata bakış tarzları ve problemleri birbirinden farklıdır. Büyükhanım ya da babanne sessiz evin bilinci ve tarihidir; odasında yaşananları ve sebep olduklarını düşünür. Rahmetli eşi Selahattin bey ve oğlu Orhan beyin hayatlarına ilişkin bilgiler onun ağzından dinlenir. Dr. Selahattin bey özgür görüşlü olması ve modern fikirleri sebebi ile Osmanlı döneminde  İttihat ve Terakki cemiyetinden dışlanarak sürgüne yollanır. Sürgüne yollanması sonucunda eşi Fatma hanıma hayali olan ansiklopediyi yazmak açısından maddi olarak bağımlı kalır. Kendini döneminden hayli üstün gören ve alında da zeki bir adam olan Selahattin bey üzerinde oluşan para ve siyasi baskılar sebebi ile asla ansiklopedisini bitiremez lakin aile hayatındaki mutsuzlukları ile de adeta bir müşkülperest haline gelir.  Babanne Fatma hanım ise eşini günahkar olarak gören duygusuz, soğuk ve aksi bir kadındır, bu sebeple eşi ile olan ilişkileri asla sevgi ilişkisine dönmemektedir. Evren ve yaşam hakkındaki düşünceleri sadece eşini değil aynı zamanda çevresindeki insanları da kendisinden uzaklaştırması sebebi ile asıl mesleği olan doktorluğu da yapamaz duruma gelmiştir.

Her yaz olduğu gibi bu yaz da senelik ziyaretlerini sessiz eve yapan torunlarının ise yaşadıkları evin geçmişinden haberleri yoktur, fakat bu yaz babannelerinin günahlarının bedeli sarmalanmış bir top gibi üstlerine gelmektedir. Cüce ve topal kardeşlerin yaşadığı kader yavaş yavaş ailenin üstüne çökmektedir. Hikayede özellikle milliyetçilik ve kominist akımlarının Türkiyeyi sağ ve sol olarak ikiye ayırdığı dönemde gençlerin giydiği sahte siyasi giysiler ile büründükleri kişilikler ve bunlarla birlikte yaşanan gençlik aşkları ile ilk heycanların birleşiminin oluşumları öyküyü birleştiren temel unsurlar olmuştur. Unutmadan belirtmek gerekir ki bu roman 12 eylül olaylarından yaklaşık 10 gün önce yayınlanmış. Bu sebeple dönemsel olarak yoğun duygular barındırması normal.

Orhan Pamuk'un dönemsel sorunları romanlarında konu edinmesini ve akıcı anlatım tarzı ile aile ilişkilerini öyküye yedirmesini seviyorum ben. Orhan Pamuk ayrıca bu romanda kendi ailesinden bazı izlerin olduğunu, babannesinin nişanlılık döneminde eşine yazdığı mektuplardan esinlendiğini belirtmiştir.  Sessiz ev, Orhan Pamuk'un Cevdet bey ve oğulları romanından sonraki ikinci romanı sanırım benim de okumadığım tek romanı ilk yazdığı kalmış.