Sessiz Ev
Sessiz ev, Orhan Pamuk'un 1983 yılında yayınlanan ve genel olarak babası ve annesi vefat etmiş 3 kardeşin İstanbul yakınlardında küçük bir ilçe olan Cennethisarda kendisine gündelik işlerde yardımcı olan bir cüce ile yaşamakta olan babannelerini ziyareti sırasından yaşanan olayları anlatan romanıdır.
Orhan Pamuk hikayeyi birden fazla kişiliğe bürünerek her bölümde başka bir ağızdan anlatılarak olay akışı aktarılır. Kişiliklerin yaşamları, düşündükleri, hayata bakış tarzları ve problemleri birbirinden farklıdır. Büyükhanım ya da babanne sessiz evin bilinci ve tarihidir; odasında yaşananları ve sebep olduklarını düşünür. Rahmetli eşi Selahattin bey ve oğlu Orhan beyin hayatlarına ilişkin bilgiler onun ağzından dinlenir. Dr. Selahattin bey özgür görüşlü olması ve modern fikirleri sebebi ile Osmanlı döneminde İttihat ve Terakki cemiyetinden dışlanarak sürgüne yollanır. Sürgüne yollanması sonucunda eşi Fatma hanıma hayali olan ansiklopediyi yazmak açısından maddi olarak bağımlı kalır. Kendini döneminden hayli üstün gören ve alında da zeki bir adam olan Selahattin bey üzerinde oluşan para ve siyasi baskılar sebebi ile asla ansiklopedisini bitiremez lakin aile hayatındaki mutsuzlukları ile de adeta bir müşkülperest haline gelir. Babanne Fatma hanım ise eşini günahkar olarak gören duygusuz, soğuk ve aksi bir kadındır, bu sebeple eşi ile olan ilişkileri asla sevgi ilişkisine dönmemektedir. Evren ve yaşam hakkındaki düşünceleri sadece eşini değil aynı zamanda çevresindeki insanları da kendisinden uzaklaştırması sebebi ile asıl mesleği olan doktorluğu da yapamaz duruma gelmiştir.

Orhan Pamuk'un dönemsel sorunları romanlarında konu edinmesini ve akıcı anlatım tarzı ile aile ilişkilerini öyküye yedirmesini seviyorum ben. Orhan Pamuk ayrıca bu romanda kendi ailesinden bazı izlerin olduğunu, babannesinin nişanlılık döneminde eşine yazdığı mektuplardan esinlendiğini belirtmiştir. Sessiz ev, Orhan Pamuk'un Cevdet bey ve oğulları romanından sonraki ikinci romanı sanırım benim de okumadığım tek romanı ilk yazdığı kalmış.