Göğü Delen Adam
Erich Scheurmann'in Samoa kabile resisi Tuiavii ile konuşmasını onun dilinden aktartığı roman, Göğü Delen Adam'ın hayatını kendi hayatlarına kıyaslamasını anlatıyor.

Papagali yerlilere "sözde" medediyet ışığını getirmiş, "kavga" etmesinler diye ellerinden "silahlarını-sopalarını" alarak sevgi erdemini aşılamış, buna karşılık ise sahip oldukları tek "şeye" yiyeceklerine göz dikmiştir.
Tuiavii bir dönem adadan ayrılıp Avrupaya gitmiş papagani hayatını yaşamış bir yerlidir, döndüğünde "kardeşlerine", yerlilere bu hayatın nasıl bir aldatmaca olduğunu, insanların nasıl kendi kurdukları hapishanelerde uydurdukları "şey" bağımlılıkları ile yaşadıklarını, hiç kavuşamadıkları zamanı kovalarken nasıl hayatlarını tükettiklerini ve bunları düşünürken nasıl hasta olduklarını, hiç yaşadıkları yerli düzeninden ayrılmamış insanlara kendi dillerinden, kendi anlayışları ile anlatmaya çalışır. Onları papagani vaatlerine karşı uyarır, medeniyet teknolojide değil huzurlu yaşamdadır.
Kitabın sonundaki biyografiden Erich'in bu kitabı yazarken Samoa'da bulunduğunu ve o dönem orada bazı yabancı misyonerlerin insanlar ile konuşmaya çalıştığını okudum. Bu konuşma bir kabile reisinin papagani karşısında yerlilerinin gözünü açma, bizim ise yaşadığımız gerçekliği sorgulama çagrısıdır.