KIRMIZI SAÇLI KADIN
Orhan Pamuk’un
2016 yılında çıkan son kitaplarından Kırmızı Saçlı Kadın benim okuduğum ikinci
kitabı. Bununla birlikte Orhan Pamuk yanılgımı da kırdığım söylenebilir.
Pamuk bilindiği
üzere sade dili, akıcı anlatımı, karakterleri ve öykülerinin orijinalliğiyle Türk
edebiyatında önemli bir yere sahip. Özellikle karakterlerinin kişiliklerini
yansıtış tarzı çok başarılı, okurken benimseyip gerçek hayatta da olsa Ali bu
durumla bu şekilde yüzleşirdi dedirtiyor. Geç oldu ama güç olmasın kitaplığıma
sıralayacağım yeni Pamuk kitapları kafamda J
Kırmızı Saçlı
Kadın, henüz daha hikâyenin başlangıcından insanın içini bir gıcık ile
dolduruyor. Bu daha çok korku filmlerindeki sessiz sedasız başlangıçlar gibi.
Sanki gündüz her şey normal da gece olunca ille de o karanlık ormana girilecek.
Ben pek gerilim sevmeyen bir türüm aslında, ama hikâye sizi öylesine içine
çekiyor ki bilinmeyene doğru o karanlık ormana dalar gibi gidiyorsunuz.
Pamuk bu
kitabında aslında çok narin konulara el atmış, bile isteye, bunu da yazarken
küçükten insanın gözüne vura vura. Bir tesadüfler silsilesi aslında bu öykü. Bu
da anladığım kadarıyla Pamuk’un biraz kaderciliği sevmesinden geliyor.
Kitabı okumadan
önce arka kapaktaki yazı ilgimi çekmişti, “bir insanlık suçu” diyordu. Bence
yanlışları var orada yaşananlarda birden fazla suç ve suçlu var. Daha doğrusu
suçlu babalar ve oğulları var.