Merhabalar, ben Kübra.
Kitapları ve kitap okumayı çok seviyorum. Kitaplar benim yol arkadaşlarım ve bazen de çıktığım yolculuklardır. Küçüklüğümden beri her türlü alanda kaliteli olduğuna inandığım kitapları okurum. Okuyup genelde de olumlu düşüncelere sahip olduğum kitaplar ile ilgili yorumlarımı mümkün olduğunca spoilera bulaşmadan yazıyorum. Yazma amacım okuduğum kitapları unutmamak iken bir taraftan da ne okusam diye düşünen arkadaşlarıma fikir olmaya evrildi. Kenara köşeye de ruha gıda kendi çektiğim fotoğrafları serpiştirdim, umarım keyif alırsınız.

Mutlu okumalar!

24 Kasım 2016 Perşembe

Kırmızı saçlı kadın

KIRMIZI SAÇLI KADIN


Orhan Pamuk’un 2016 yılında çıkan son kitaplarından Kırmızı Saçlı Kadın benim okuduğum ikinci kitabı. Bununla birlikte Orhan Pamuk yanılgımı da kırdığım söylenebilir.

Pamuk bilindiği üzere sade dili, akıcı anlatımı, karakterleri ve öykülerinin orijinalliğiyle Türk edebiyatında önemli bir yere sahip. Özellikle karakterlerinin kişiliklerini yansıtış tarzı çok başarılı, okurken benimseyip gerçek hayatta da olsa Ali bu durumla bu şekilde yüzleşirdi dedirtiyor. Geç oldu ama güç olmasın kitaplığıma sıralayacağım yeni Pamuk kitapları kafamda J

Kırmızı Saçlı Kadın, henüz daha hikâyenin başlangıcından insanın içini bir gıcık ile dolduruyor. Bu daha çok korku filmlerindeki sessiz sedasız başlangıçlar gibi. Sanki gündüz her şey normal da gece olunca ille de o karanlık ormana girilecek. Ben pek gerilim sevmeyen bir türüm aslında, ama hikâye sizi öylesine içine çekiyor ki bilinmeyene doğru o karanlık ormana dalar gibi gidiyorsunuz.
Pamuk bu kitabında aslında çok narin konulara el atmış, bile isteye, bunu da yazarken küçükten insanın gözüne vura vura. Bir tesadüfler silsilesi aslında bu öykü. Bu da anladığım kadarıyla Pamuk’un biraz kaderciliği sevmesinden geliyor.

Kitabı okumadan önce arka kapaktaki yazı ilgimi çekmişti, “bir insanlık suçu” diyordu. Bence yanlışları var orada yaşananlarda birden fazla suç ve suçlu var. Daha doğrusu suçlu babalar ve oğulları var.