Mülksüzler (Dispossesed)
Fantastik bilim
kurgusu okumalarına devam ediyorum. Zaten bu tür kitapların birisinden giriş
yapınca tutkunu olunuyormuş devamı da çorap söküğü gibi geliyormuş J Mülksüzler Ursula K. Le Guin’in en çok
bilinen bilimkurgu türündeki eserlerinden.
Mülksüzler’de Le
Guin iki farklı gezegen (Urras ve Anarres)
üzerinden, birbirinden farklı yönetim anlayışına sahip iki halkın
sosyolojisini gözler önüne sermiş. Anarres 150 yıl önce Urras gezegeninden
ayrılmış ve “ay”a yerleşmiş anarşist ve özgürlükçü bir halkın yaşadığı
gezegenin ismi. Anarres Urras’a göre kurak bir gezegen, insanlar taşınırken
hayvan getirilmemiş, dolayısıyla et yemiyorlar. Gezegen az yağmur aldığı için
tarım yapmak zor ve ayrıldıkları gezegene oranla teknolojik gerilikleri var.
Buna karşılık komin bir düzen var, para kullanılmıyor, eşyalar ortak ve
sahipsiz, erkekler ve kadınlar sadelikten yana. Sahipliğin her çeşidi kötü ve
ayıp karşılanıyor buna çocuklar da dâhil. Herkes eşit şartlara sahip, devlet
düzeni yok. Bütün bunlara karşılık Urras gezegeni ise kapital bir düzene sahip.
Teknoloji son derece ileride ve ekolojik olarak bir çeşitlilik ve bolluk var. İnsanlar
sürekli bir şeyleri almaya-alışveriş yapmaya yönlendiriliyor. Fakat halk
sınıflara bölünmüş durumda ve zengin olan üst tabakanın dışındaki insanlar son
derece fakir bir hayata mahkûm. Kadınlar sosyal bir değere sahip değiller iş
alanlarında görülmeleri yada “bilgi” gerektiren işleri yapmaları uygun
görülmediği gibi neredeyse saçma bulunuyor, kadınların erkeklerden tabiri caiz
ise salak olduğu düşünülüyor..
Mülksüzler fantezi
kitapları dizileri içerisinde ikircikli ütopya adıyla geçiyor. Bunun anlamını
kitabı özümserken daha iyi anlıyorsunuz. Anarres gezegeni her ne kadar ideal
yönetim tarzına sahipmiş gibi görünse de (insanlar eşit!) aslında bir üst aklın
yönetimine ve sosyal olarak baskısına maruz kalıyor ve halk hiçbir zaman asıl
özgürlüğe sahip olamıyor. Bunu başkarakterin düzenli olarak kendinin ve halkın
ne kadar anarşist olduğunu (var olan düzeni sorgulama güdüsü) merak etmesinden anlayabiliriz
aslında. Oturmuş düzenler yıkılamaz kurallar halini aldıklarında tehlikeli
oluyorlar, çünkü bunları sorgulayacak akıl toplum belleği tarafından engellenir.
Urras ise daimi distopyayı göstermesi beklenirken, diğer kötülem ütopyalarında
olduğu gibi var olan toplumun son derece mutlu olması yaşadıkları hayatı
sorgulamaması durumu aslında insana mutluluk beklentisini sorgulatıyor.
Kitap üzerine
yazılacak ve düşünülecek çok fazla şey var aslında, fakat ben bunu Le Guin’in
diğer eserlerine saklamak istiyorum J