Güzel Yaz
İtalyan yazarları
okumaya devam ediyorum bu sıralar. Cesare Pavese ile de Tezer Özlü sayesinde
tanışmıştım. Bu kitabının öncesinde de Ay ve Şenlik Ateşleri’ni ve Yoldaş
kitabını okumuştum. Pavese’nin hayatını araştırırken onun da o dönemin birçok
siyasi yazarı gibi hayatının bir dönemi bunalıma girdiğini ve intihar ettiğini öğrendim.
Sanırım bazı kitaplarını kendisinin girdiği buhranı düşünerek okumak lazım.

Pavese’nin dili
çok yalın, özellikle kısa hikâyelerini çok seviyorum ben. Herkesin içerisinde
yaşadığı beklentileri basit bir hayattan örnek vererek güzel yansıtıyor. Genellikle
bir zaman dilimini ve olay akışını anlatıyor gibi dursa da asıl konu onun hikâyelerinde
genelde bir kaygı, kıskançlık, beklenti ya da çelişki üzerine.
“Sonradan fark
etti ki, bu şekilde on beş gün geçirmişti. Her zaman atölyeden çıkınca kapıda
yeni bir haberle karşılaşmayı umuyordu. Ve onu bekleyen kimselerin olmaması o günü
yitirdiğini, şimdiden yarına, yarından sonraki günlere, asla gelmeyen o bir şeyi
beklediği günlere geçtiği hissini veriyordu ona. “
“Işığın alltında,
Guido ona gülümseyerek baktı. “Mutlu musun?” diye sordu. Yan yana divana
oturdular ve Ginia, gözlerine bakmamak için başını onun omzuna yasladı. “Çok
korkuyorum, “ dedi. “Ya beni sevmezsen?””