Merhabalar, ben Kübra.
Kitapları ve kitap okumayı çok seviyorum. Kitaplar benim yol arkadaşlarım ve bazen de çıktığım yolculuklardır. Küçüklüğümden beri her türlü alanda kaliteli olduğuna inandığım kitapları okurum. Okuyup genelde de olumlu düşüncelere sahip olduğum kitaplar ile ilgili yorumlarımı mümkün olduğunca spoilera bulaşmadan yazıyorum. Yazma amacım okuduğum kitapları unutmamak iken bir taraftan da ne okusam diye düşünen arkadaşlarıma fikir olmaya evrildi. Kenara köşeye de ruha gıda kendi çektiğim fotoğrafları serpiştirdim, umarım keyif alırsınız.

Mutlu okumalar!

30 Mart 2016 Çarşamba

Zeno’nun Bilinci

Zeno’nun Bilinci

Uzun zamandır okuyamadığım kitapların acısını çıkartmak istercesine merakla bitirdiğim kitap Italo Svevo’nun yazdığı en iyi eser sayılan Zeno’nun Bilinci.

Italo Svevo’nun Italyan edebiyatına katkısını (nedense yaşadığı dönem kıymeti anlaşılmamış maalesef) ilk Tezer Özlü’nün bir kitabını okurken öğrendim. Aslına bakarsanız Özlü bir Svevo hayranı ve Zeno’nun Bilinci ile ilgili de kitabında çeşitli tespitlerde bulunmuş. Böyle olunca bende ilk olarak iki büyük Svevo yapıtıyla (diğeri Yaşlılık) Italyan edebiyatına dalmayı planladım J

Svevo Zeno’nun bilincinde ilk başlarda pekte anlamlandıramadığı sağlıksızlık durumunu çözümlemek maksadı ile bir psikoloğa gitmeye başlıyor ve psikoloğun önerisiyle hayatında izleri olan dönemleri yazıya geçirmeye başlıyor. İlk başlarda otobiyografi olarak dursa da kitap esasen Svevo’nun kendi piskoanalizini yaptığı bir şahesere dönüşüyor. Svevo kendi deneyimlerine dayanarak önce kendi iç dünyasını en yalın haliyle okuyucuya sunuyor ve ardından da aslında tüm insanlığın içerisinde kaybolduğu yaşama serüvenini nedenselleştiriyor. Aslında herkesin yaşadığı durumsal üstünlük ve aşağılık hissiyatını kendi öyküsü ile destekliyor.

 Her ne kadar roman sanki psikiyatrisine yazılmış notlar olarak görülse de Svevo yazarken kendi ile geçmişi ile yüzleşiyor ve bir kere daha yaşadıklarını neden ve niçin yaptığını yaşlı Svevo’ya anlatarak şimdiki durumuna bir çare arıyor. Hayatının çelişkiler, ani verilmiş kararlar, aldatmalar ve çeşitli aşklar çevresinde dolaştığı düşünülürse iyileşmeye ne kadar yaklaşır belirsiz. Zaten kendisi de en son piskoanalize olan güvenini yitiriyor ve bunu aşağıda belirteceğim satırlarda içtenlikle açıklıyor.

 Kitabın önsözünde kendisinin doktorunun notu var. Kendisinde bulunan Svevo notlarını kendisinin izni olmadan yayınladığı bunu da Svevo’yu kızdırmak için (Svevo görüşmelere gelmediği için) yaptığını yazmış. Ne kadar doğru bu kısım bilmiyorum çünkü Svevo ölmeden önce Zeno’nun biliciye devam niteliğinde analizini de tamamlamak adına bir şeyler yazmaktaymış.

“Doktor benim kutsal itiraflarıma biraz fazla güveniyor, gözden geçireyim diye her istediğimde geri veriyor. Hey Tanrım! Kendisi tıptan başka bir şey okumamış ki, lehçeden şey konuşamayan ve yazamayan bizler için İtalyanca yazmanın ne demek olduğunu nerden bilsin! Bir yazılı itiraf her zaman için yalancı sayılır. Toscana lehçesinde ne dersek yalan söylemiş oluruz! Kalıplaşmış sözlerle söyleyebildiğimiz her şeyi nasıl seve seve anlattığımızı, ille de sözlüğe bakmayı gerektiren konulardan nasıl bucak bucak kaçtığımızı bir bilse! Yaşamımızdan kaydetmek istediğimiz olayları seçişimiz de buna bağlıdır. Eğer kendi lehçemizde anlatsak yaşantımızın nasıl depdeğişik bir görünüm alacağı gün gibi ortada işte.”

Değil mi? Size de her konuşma her yazı biraz kurgu gibi gelmiyor mu?