Merhabalar, ben Kübra.
Kitapları ve kitap okumayı çok seviyorum. Kitaplar benim yol arkadaşlarım ve bazen de çıktığım yolculuklardır. Küçüklüğümden beri her türlü alanda kaliteli olduğuna inandığım kitapları okurum. Okuyup genelde de olumlu düşüncelere sahip olduğum kitaplar ile ilgili yorumlarımı mümkün olduğunca spoilera bulaşmadan yazıyorum. Yazma amacım okuduğum kitapları unutmamak iken bir taraftan da ne okusam diye düşünen arkadaşlarıma fikir olmaya evrildi. Kenara köşeye de ruha gıda kendi çektiğim fotoğrafları serpiştirdim, umarım keyif alırsınız.

Mutlu okumalar!

17 Ekim 2015 Cumartesi

Şeker Portakalı

Şeker Portakalı


Jose Mauro de Vasconcelos’un iki hafta gibi kısa bir sürede yazdığı, yazarken belli ki içerisinde biriken çocukluk anılarını bir çırpıda yapıta döktüğü eseri Şeker Portakalı. Minik Zeze’nin hikâyesi.
Herkes gibi benim de ilk okuduğum kitaplardan biridir Şeker Portakalı. Ne zaman ismi geçse buruk bir gülümseme belirir içimde. Fakat sonraları yani büyükken okuması daha farklıymış bu hikâyeyi. Şimdi elimden bıraktım kitabı, gözlerim dolu, burnumun ucu acıyor, kalbim nefes alamıyor, sözler boğazıma dolanıyor…

Minik Zeze çok ama çok fakir bir ailenin sondan ikinci çocuğu, 5 yaşında abi olmayı öğrenmiş, hayatta sevgiye ne kadar bağlanılabilirse o kadarını öğrenmeye hevesli, şeker portakalı fidanıyla arkadaş olur. Kimseye anlatmadığı sırlarını paylaşır onunla. Zeze küçük saf masum bir çocuk olmanın yanında çok farkında, yaşadıklarının, fakirliğinin, annesinin, babasının, ablasının farkında. Onu neden sevmediklerinin, onu neden dövdüklerinin, neden ona hediye alamadıklarının farkında. O da yaramaz olmak istemez aslında, ama nede olsa çocuktur. Arada yaptığı haylazlıklarını içindeki küçük şeytana yükler, ama cezasını çeker zaten göze de almıştır. Zeze bir gün hayatında en çok seveceği insanla tanışır. Hayatında olmadığı kadar iyi olacaktır. Söz vermiştir Ona. Ve Zeze acı ile de tanışır, küçük yüreğinde taşıyamaz bunu, kusar kusar ama tükenmez, bitmez. Öğrenir en sonunda yaşamak aslında o acıya alışmak demektir……..

"İnsan yüreğinin, bütün sevdiklerini içine alabilmesi için çok büyük olması gerektiğini bilmelisin."
"Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini yok eden şeydi."