Merhabalar, ben Kübra.
Kitapları ve kitap okumayı çok seviyorum. Kitaplar benim yol arkadaşlarım ve bazen de çıktığım yolculuklardır. Küçüklüğümden beri her türlü alanda kaliteli olduğuna inandığım kitapları okurum. Okuyup genelde de olumlu düşüncelere sahip olduğum kitaplar ile ilgili yorumlarımı mümkün olduğunca spoilera bulaşmadan yazıyorum. Yazma amacım okuduğum kitapları unutmamak iken bir taraftan da ne okusam diye düşünen arkadaşlarıma fikir olmaya evrildi. Kenara köşeye de ruha gıda kendi çektiğim fotoğrafları serpiştirdim, umarım keyif alırsınız.

Mutlu okumalar!

19 Mayıs 2015 Salı

Çavdar Tarlasında Çocuklar

Çavdar Tarlasında Çocuklar (Gönülçelen)


İngilizce adıyla The Catcher in the Rye, J.D Salinger tarafından yazılmış bir eser. Uzun yıllar Amerika’da yasaklı kitaplar arasındaymış ve halen okullarda okunması yasak eserler arasında. Kitap aynı zamanda modern zamanların en iyi eserleri arasında geçiyor.

Bir eser hakkında çok fazla şey duyarsanız eğer onu okumak için de içinizde o derece heyecan birikiyor. Ben de Çavdar Tarlasında Çocuklar’a iki arkadaşımın negatif yorumlarına rağmen büyük bir merak ve istekle başladım.  Romanda Holden Coulfield isimli ergenlik çağındaki bir çocuğun okuldan atılması ve evine dönüşü sırasında yaşadığı içsel sıkıntıları ele alınıyor. Bu sırada da bir çocuğun beyninin içerisine girip an ve an düşüncelerine tanık oluyorsunuz. Holden genel olarak sıkıntılı bir çocuk, dersleri kötü, okulu sevmiyor ve küçük kardeşinin ölümü üzerine takıntılı. Fakat bu sırada tanık olduğunuz, Holden’in macera dolu üç gününden ziyade insanlara ve olaylara bakış açısı. Aslında ne kadar insanlardan nefret ettiğini, onları bayağı, sıradan ve samimiyetsiz olarak bulduğunu hikaye boyunca anlatsa da, herkesin iyi bir yönü olduğuna inanıyor ve saflığını kaybetmiyor. Hatta en sevmediklerini bile kitabın sonunda özlediğini belirtiyor. Masum olan her şeyi çok seviyor ve masumiyetin çok değerli olduğuna inanıyor. Holden ile birlikte insani olan ihtiyaçları; sevme ve sevilme içgüdüsünü sezinliyorsunuz, yalnızlık duygusunu tadıyorsunuz. 

Holden'in kitabın başından belli çok sevdiği bir kızı arama düşüncesi var, sürekli " sonra yaparım" yada "havamda değilim" diye erteliyor. Bence bu düşünce onun hayata tutunma belirtisi, kendini toparlama ihtiyacı. Fakat, kitabın sonunda belirtmese de  düşene kadar bu ihtiyaca tutunmuyor. 

Benim kitabı beğenme nedenim ise Holden’ın insanlardaki samimiyetsizliği çok güzel çözümlemesi ve buna rağmen bile onlara bir kolu ile bağlı kalması, yalnız kalmamacasına buna mecbur olduğunu bilmesi. Çokta yasaklanması gerekli bir kitap değil açıkçası. Düşünce tarzı olarak ergence olarak nitelendiremem çocuğun hikâyesini. Dünyaya haklı serzenişlerde bulunmuş bence. Çocuklar da sevmedikleri şeyleri yapmamalılar nihayetinde.

Kitabın en sevdiğim ve Holden’in saflığını en güzel yansıtan bölüm;


“Her neyse, hep, büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta -yetişkin hiç kimse, yani- benden başka. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerlerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim. Çılgın bir şey bu, biliyorum, ama ben yalnızca böyle biri olmak isterdim. Biliyorum, bu çılgın bir şey.